27 Şubat 2010 Cumartesi
bildiğin kabus hem de en gerçeğinden
Arkası yarına devam edeyim diyorum ama içimden bişey yazmak gelmiyor açıkçası. yalnız şunu söyleyebilirim, durum çok vahim. ne olacak bu milletin hali bilmem. Allah sonumuzu hayır etsin. açıkçası dandirik bi pozisyon için bile bu kadar sık eleyip, dokuyorlarsa güzel bi pozisyon için neler olacak tahmin edemiyorum. Birazcık geç kalmış olmanın vermiş olduğu acele ve heyecanla içeri bir daldım ki ne göreyim; kocaman bi toplantı salonunda 50 kadar kişi sıralanmış oturuyo. Bi süre kapıda kaldım öylee.. ve bu şaşkınlıkla girdim sınava. E tabi doğal olarak ta sorular da duruma uygundu. sonuç olarak bir kere daha karadenizde gemilerim battı desem tam olur. yine arkası bi daha ki görüşmelere...
25 Şubat 2010 Perşembe
bilmem kaçıncı iş görüşmesi..
Bir süredir iş iş iş diye çırpınırken bir ton görüşmeye gitmek de bir nevi tecrübe bir nevi iş yahu. Her seferinde firma hakkında bilgi toparla internetin altını üstüne getir, onları not al, ezberle. ingilizce özgeçmişi bi daha gözden geçir. tekrar et tekrar et. Tam tekmil gidilmesi gerek, herşeyin tam olması lazım ama inadına erkenden uykum gelir. sabaha kadar dön dön öyle mi olucak böyle mi olucak, yarı uyur yarı uyanık kabuslar gör dur. sabahın köründe uyan nolucak yine düşün bi daha düşün... bi daha herşeyi baştan al. Saat yaklaştıkça insanın içi daha kıpır kıpır olmaya başlar. bi yandan da ne giysem etek? pantolon? Allahın emri ceket var zaten. makyajsız olmaz ama abartılı da olmaz. onu tutturmaya çalış. nasıl küpe taksam ki, saçlarım nasıl olucak? fön mü çektirsem? toplasam mı... oooofff
sonunda mekana varırsın, bi ton bürokrasi. form doldur.. her seferinde, hayatını baştan al; ilkokul, üniversite vs..
dil, bilgisayar becerileri, staj... bu da yetmezmiş gibi bilmemkaçyüz soruluk kişilik envanterleri. yok kalabalık sever misiniz, yok çok düzenli misiniz ve bunun gibi bi ton saçma sapan sorular.Beni bu sorularla tanıyacaklar ya nası olucaksa..
Bunlardan sonra sıra gelir asıl meseleye. Görüşme(!!!!!) Hayatın buna bağlı, biliyosun ki kendini sevdiremezsen bittin.
Eveetttt kendinizi anlatın. haydi yeter artık yahu, napıcaksınız benim çocukluğumu, size nee!!! bi daha çocukluğundan başla, bu yaşına geri gel. koskoca 26 seneyi 5 dk.ya sığdırmak çok ilginç.
Kendinde en beğendiğin, beğenmediğin özellikler.. çok detaycıyımm çoook (yalancıktan). Verilen işi yarım bırakmam....Nasıl inanıyorlar orada her söylenilene o da bi muamma. ee tabii bunlar olurken elin ayağın da birbirine giriyo ama hiçbişey belli etmemelisin. Karşındakinin gözlerinin içine bak ama bu bakış sırasında onları oyası da gelmiyo değil insanın :) Bu durumlarda genellikle konuştuklarımı tekrar kulağımın içinde bi daha duyuyorum, kesin yüzüm de kıpkırmızı oluyodur yanıyorum çünkü :) öyleydi böyleydi derken sona yaklaştığını hissediosun zaten, bu kadar iş görüşmesi tecrübesinden sonra.
sonunda mekana varırsın, bi ton bürokrasi. form doldur.. her seferinde, hayatını baştan al; ilkokul, üniversite vs..
dil, bilgisayar becerileri, staj... bu da yetmezmiş gibi bilmemkaçyüz soruluk kişilik envanterleri. yok kalabalık sever misiniz, yok çok düzenli misiniz ve bunun gibi bi ton saçma sapan sorular.Beni bu sorularla tanıyacaklar ya nası olucaksa..
Bunlardan sonra sıra gelir asıl meseleye. Görüşme(!!!!!) Hayatın buna bağlı, biliyosun ki kendini sevdiremezsen bittin.
Eveetttt kendinizi anlatın. haydi yeter artık yahu, napıcaksınız benim çocukluğumu, size nee!!! bi daha çocukluğundan başla, bu yaşına geri gel. koskoca 26 seneyi 5 dk.ya sığdırmak çok ilginç.
Kendinde en beğendiğin, beğenmediğin özellikler.. çok detaycıyımm çoook (yalancıktan). Verilen işi yarım bırakmam....Nasıl inanıyorlar orada her söylenilene o da bi muamma. ee tabii bunlar olurken elin ayağın da birbirine giriyo ama hiçbişey belli etmemelisin. Karşındakinin gözlerinin içine bak ama bu bakış sırasında onları oyası da gelmiyo değil insanın :) Bu durumlarda genellikle konuştuklarımı tekrar kulağımın içinde bi daha duyuyorum, kesin yüzüm de kıpkırmızı oluyodur yanıyorum çünkü :) öyleydi böyleydi derken sona yaklaştığını hissediosun zaten, bu kadar iş görüşmesi tecrübesinden sonra. Neyse bi şekilde bu da bitiyo bunu da atlatıyosun "hmmm..yarın sizi ingilizce sınavına bekliyoruz" diyolar.
Haydiiiiii bismillaah yarın yine mi aynı şeyler. kabus bu kesin kabus. Bitsin artık uyanıp; aaa bunlar bir rüyaymış demek için neler vermezdim. Bakalım yarın neler olacak. Arkası yarın... :)
23 Şubat 2010 Salı
Ben geldim blog!!!

Herşeyde bir hayır vardır derler ya çok doğru. Uzun zamandır elime almadığım bi kitaba ilişti gözüm.Kitabın önsözünde "Aklınıza bir soru getirin,herhangi bir sayfayı açın.Ne buldunuz? Bulduğunuz satırları yeniden yeniden okuyun,harflerin size neler fısıldadığını duymaya çalışın.Fısıltıları duyacaksınız" diyordu. Ben de öyle yaptım,karşıma Gabriel Garcia Marquez'in Yaşam Önerileri çıktı.Her öneride kendimden birşeyler buldum ve düşündüm ki aslında bu durumun herkes için de geçerli olduğunu tahmin ederek, Google'a "Gabriel Garcia Marquez'in Yaşam Önerileri " yazdım.Önüme çıkan linklerden birine tıkladım,baktım ki bir blog sayfası,kopyaladığım gibi paylaştım arkadaşlarımla (kimin blogu olduğu bilinmez).Düşündüm ki neden benim de dertlerimi,sevinçlerimi,saçmalıklarımı,düşüncelerimi kısaca nilgünlüğümü paylaşabileceğim bir blogum olmasın dedim veee sonuç olarak burdayım. Demiştim ya herşeyde vardır bi hayır diye.Beni buralara sürükleyen o kitabın adı da "Kendi kutup yıldızını bul".
Şimdiye kadar kendi kutup yıldızımı bulamamıştım ama sanırım bu blogla beraber onu bulmak için bir adım atmış oldum.Ne mutlu bana =)
Şimdiye kadar kendi kutup yıldızımı bulamamıştım ama sanırım bu blogla beraber onu bulmak için bir adım atmış oldum.Ne mutlu bana =)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
